• notifications1
  • menü

Bugün : 23 Nisan 2021 Cuma

Zirai mücadelede ilaç kullanımı, insan, çevre, gıda güvenliğine ve doğal dengeye olumsuz etkileri en aza indirecek şekilde, teknik talimatlara, gereken dozlara ve bitki fenolojisine uygun olarak yapılmalıdır. Yanlış bir uygulamanın insanlara, hayvanlara bitkilere ve çevreye telafi edilemez zararlar verebileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle zirai mücadele ilaçlamaları çok dikkatle yapılması gereken uygulamalardır. İlaçların amacına uygun kullanılmaması ve/veya ilaçlanan ürünlerin süresinden önce toplanması, sonuç olarak ürünlerdeki ilaç kalıntılarının standartların üzerinde olmasına neden olmakta bu da halk sağlığı, çevre ve ekonomi üzerinde pek çok zincirleme olumsuzluğu gündeme getirmektedir. Pestisitlerin kullanımında kalıntı problemlerinin yanı sıra, uygulama hataları ve yanlış kullanımlar da önemli sorunlardır. Çiftçiler ilaçlarla ilgili bilgileri % 90 oranında bayilerden almaktadırlar. Etkili bir eğitim ve bilinçlendirme programı ile uygulama hataları ve yanlış kullanımların önüne geçilebilmesi mümkündür.

 

Eko-Toksikoloji ve Çevre Genelde bitkileri ve tarım ürünlerini zararlılardan korumak amacıyla kullanılan pestisitler bitkilerin, insanların ve diğer canlıların yaşadığı çevrede uygulanmaktadır. Bu sebeple, çevrede yaşayan canlılar doğrudan veya dolaylı olarak bu maddelerin olumsuz etkilerine maruz kalmaktadırlar. Ağız, deri ve solunum yoluyla insan vücuduna girebilen bu maddeler insan ve diğer canlılara karşı farklı etkiler göstermektedirler.

 

Bu genel etkileri;

  1. Doğrudan toksik etkiler
  2. Sekonder toksik etkiler
  3. Gıda türlerinin azalması
  4. Yaşama ortamının bozulması
  5. Rakip türün sayısındaki değişme
  6. Pestisitlere karşı dayanıklılık meydana gelmesi olarak özetlemek mümkündür.

 

Pestisitlerin uygulandığı bir alanda, mücadele edilen zararlı ile birlikte aynı ekosistem içindeki diğer canlılar da zarar görür. Bu da, bu alanda besin zincirinde kopmalara neden 27 olur, unutulmamalıdır ki yeryüzündeki her canlı gereklidir. Av-avcı dengesinin bozulması bir ekosistem için sonun başlangıcıdır. Su (yer üstü – yer altı), toprak ve hava ile gıdaların pestisitlerden etkilenmesi bu çevrede yaşayan insanların sağlığını da doğal olarak tehdit etmektedir. Pestisit istenmeyen özelliklerinden en önemlileri, çevrede kalıcılıklarının uzun süreli oluşu, biyo-akümülasyon ile canlı organizmalarda depolanması ve kendilerinin, dönüşüm ürünlerinin veya içerdikleri gayri safiyetlerin canlılara önemli derecede toksikolojik etkilere sahip olmalarıdır.

 

Kalıcılık (Residue) Pestisitlerin etkisi uzun süre kalıcıdır aksi takdirde zirai mücadele anlamını yitirecektir. Örneğin uygulanan ilacın toksik etkisi kısa sürede ortadan kalkarsa, mücadele edilen zararlılar yeniden üremeye başlayacaktır. Paul Müller tarafından 1874’te sentezlenen DDT kalıcılık özelliği nedeniyle adeta asrın buluşu şeklinde algılanmış ve zararlıları uzun süre yok etmesi nedeniyle de yaygın şekilde kullanılmıştır, ancak DDT toprakta ve suda ekosisteme ağır tahribat vermesi nedeniyle 1973’te gelişmiş ülkelerde tamamen yasaklanmıştır. Pestisitlerin neredeyse tamamı, uygulandıkları alanda yağmur ve sulama suyu ile yeraltı ve yerüstü sularına karışmakta, toprakta ve havada uzun süre zararlı maddeler olarak varlıklarını sürdürmektedirler. Pestisitlerin etkin kimyasalları zamanla bozulur ve parçalanırlar. Bu bozulma ve ayrışma olayına degradasyon adı verilir. Bitkiler üzerine uygulanan pestisitlerin büyük bir kısmı çabuk bozunurken, bazıları da bitkilerde daha uzun bir süre stabil kalabilmektedir. Pestisitlerin bitkisel ürünler üzerindeki kalıcılığına tesir eden önemli faktörler güneş ışığı ve sıcaklıktır. Güneş ışığı ve sıcaklık pestisitlerin degradasyon sürelerini kısaltarak daha kısa sürede zararsız ya da az zararlı formlara dönüşmelerini sağlar.

 

Biyoakümülasyon Pestisitlerin çevre üzerinde yarattığı diğer bir etki ise biyoakümülasyondur. Biyoakümülasyon, bitki ve hayvanların ortamdan aldıkları kimyasal maddelerin bünyelerinde birikmesi ve bu maddelerin besin zincirine aktarılmasıdır. Örneğin suya karışan pestisitler suda yaşayan canlılarda depolanır ve maruziyet devam ettikçe depolanma artar. Organizmasında 1 birim toksik madde taşıyan küçük canlıdan 10 tane tüketen diğer canlının organizmasındaki birikme 10 birim olacaktır. Bu şekilde beslenme zincirine artarak aktarılan pestisitin etkisi besin piramidinin üst katlarına çıktıkça giderek artacaktır.

 

Gayrı Safiyet (İmpurity) Pestisit aktif madde üretimindeki önemli sorunlardan biri olan gayrı safiyet, yukarıda söz edilen tüm olumsuz etkilerin artmasına neden olur. Aktif madde üretiminde belli bir yüzdenin üzerinde saflığa çıkmak maliyeti önemli ölçüde artırmaktadır. Bu da düşük saflıktaki aktif maddelerin piyasada satışını kolaylaştırmaktadır. Örneğin %95 saflıktaki bir aktif maddeyi %98 saflıkta üretmek maliyeti 2 katına 28 çıkarabilmektedir. Söz konusu %3’lük safiyet farkının ağır metal vb. tehlikeli maddeler içermesi durumunda çevre üzerinde yarattığı olumsuz etkiler artmaktadır. Basit bir hesaplama ile %95 saflıktaki bir aktif maddenin geri kalan %5’inin ağır metal içerdiğini düşünürsek, 100 birim aktif madde uygulanan bir tarlada 5 birim de ağır metal toprağa ve suya karışacaktır.

 

Aynı tarlaya %98 saflıkta aktif maddeden 100 birim uygulansaydı çevreye verilecek ağır metal 2 birim olacaktı. Kısaca; %3’lük küçük fark aslında doğaya verilen 2,5 kat fazla zarar anlamına gelmektedir. Bu nedenle dünyada ve ülkemizde gayrı safiyet “impurity” sorunu çok önemsenmekte ve belli saflık yüzdelerinin altında aktif madde üretimi, ithalatı ve satışı engellenmeye çalışılmaktadır. Pestisitlerin yukarıda sözü edilen olumsuz etkilerinin anlaşılmaya başlanmasıyla birlikte, özellikle 1970’li yıllarda başlayan çevre koruma hareketlerinden sonra dünyada pestisit kullanımının daha kontrollü yapıldığı, mevcut etken maddelerin yeniden güvenilirlik testlerine alındığı ve bu değerlendirmeler sonucunda bazı pestisitlerin çeşitli ülkelerde yasaklandığı, kısıtlandığı veya kontrollü bir şekilde kullanıldığı bilinmektedir. Anılan güvenilirlik testleri ve değerlendirmeler sonucunda pestisitlerle ilgili olarak alınan yasaklama ve kısıtlama kararları ile ruhsatlandırma esaslarında o ülkenin fayda / risk analizindeki dengenin ve önceliklerinin etkisi büyük olmaktadır.

 

Örneğin ileri tarım tekniklerine sahip bir ülkede nadir bir kuş türüne zararlı bir pestisit ruhsatlandırılamazken, tarım teknikleri daha az gelişmiş bir ülkede aynı pestisit ruhsatlandırılabilmektedir. Dünyadaki bu gelişmelere paralel olarak Türkiye’de de ülke menfaatleri dikkate alınarak ruhsatlı pestisitler, araştırma sonuçları ışığı altında değerlendirmeye tabi tutulmaktadır. Bu konuda yapılan çalışmalar sonucu bazı pestisitlerin kullanımlarının yasaklanması ve ruhsatlarının iptali; bazıların ise kısıtlanması veya kontrollü kullanım kararı alınmıştır.

x
Aklınıza bir soru mu takıldı ? Siz sorun uzmanlarımız cevap versin!

Güvenlik Kodu : 62622

(Güvenlik kodunu bu kutucuğa yazın!)

Organik Tarımda Kimyasal Savaş

Organik Tarımda Kimyasal Savaş

ORGANİK TARIMDA KİMYASAL SAVAŞ Organik tarımda kültürel önlemlerin veya diğer savaş yöntemlerinin etkili olmadığı durumlarda başvurulan ve sadece Tarım Bakanlığı tarafından izin almış ve ‘organik tarımda kullanılabilir’ etik...

Bitki Korumanın Önemi

Bitki Korumanın Önemi

Bitki Korumanın Önemi Ülkemizde yetiştirilen yaklaşık 60 kültür bitkisi türünde ve bunların ürünlerinde zarar yapan hayvan türü sayısı 500 kadar olup bunların 80-100 kadarı ve virüs hastalıkları hariç takriben 50 hastalık etkeni ekonomi...

Tarımsal İlaçların Olumsuz Etkileri

Tarımsal İlaçların Olumsuz Etkileri

Tarımsal İlaçların Olumsuz Etkileri Giderek artış gösteren tarımsal mücadele ilaçlarının, insan nüfusunun beslenmesi ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından faydaları oldukça yüksektir.Ancak, beklenen faydaların sınırları doğr...

Bitkilerde Bakır Eksikliği Ve Belirtileri

Bitkilerde Bakır Eksikliği Ve Belirtileri

Bitkilerin bakır ihtiyacı oldukça düşük düzeydedir. Birçok bitkinin bakır kapsamı kuru maddede 2 - 20 ppm arasındadır. Bitkilerde bakır noksanlığı pratikte fazla rastlanan Ar durum değildir. Organik madde miktarı çok yüksek olan toprak...

Ülkemizde Ruhsatlı Olan Pestisitlerin Formülasyonlara Göre Dağılımı

Ülkemizde Ruhsatlı Olan Pestisitlerin Formülasyonlara Göre Dağılımı

Zararlıları daha etkili, daha ekonomik, insan ve çevre sağlığına daha az zararlı olacak şekilde kontrol etmek için biyolojik etkinliği olan bir veya birkaç maddenin yardımcı maddelerle yapılan fiziksel karışımıdır. Biyolojik etkinliği ol...

Biyolojik Mücadele

Biyolojik Mücadele

Doğada mevcut ve etkili olan canlı varlıkların (böcekler, mantarlar, bakteriler, virüsler ve diğer etmenler) insan yardımıyla bitkilerde zararlı böcekler ve bitki hastalıkları üzerindeki etkilerinin arttırılması için yapılan her türlü gi...

Zararlılarla Mücadelede Kültürel Önlemler

Zararlılarla Mücadelede Kültürel Önlemler

Kültürel Önlemler Nelerdir? Bu savaş yöntemi zararlının yaşamalarını güçleştiren, çoğalmalarını azaltan veya engelleyen tarımsal işlemleri içeren savaş yöntemidir. Zararlılara karşı savaşta öncelikle kültürel önlemlerden yararlanılır. B...

KULLANICI GİRİŞİ

Kullanıcı Adınız

Şifreniz

Üye Ol Şifremi Unuttum

SİTE İSTATİSTİKLERİ
  • Konular (4.435)
  • Resimler (5.663)
  • Dokümanlar (1.934)
  • Üyeler (15.774)
WWW.SORHOCAM.COM

Başka yerde arama, tarıma dair aradığınız her ne varsa burada! Tarım Haberleri, bitki hastalıkları, zararlıları, gübreleme, ilaçlama ve daha fazlası...