• notifications1
  • menü

Bugün : 8 Mayıs 2021 Cumartesi

Toksikoloji kelime olarak “zehir bilimi”’dir. Bu yüzyılın başına kadar yeterli olan bu tanım, özellikle son 40-50 yılda bilim ve teknolojideki hızlı gelişmenin toksikoloji bilimine de yansıması sonucunda yetersiz kalmıştır. “Toksikoloji, kimyasallar ile biyolojik sistem arasındaki etkileşmeleri zararlı sonuçları yönünden inceleyen bilim dalıdır” veya “toksikoloji kimyasalların zararsızlık limitlerini belirleyen bilim dalıdır” şeklindeki tanımlar toksikolojinin günümüzdeki işlevini daha kolay anlatabilmektedir. Ancak toksikolojinin, tanımlayıcı toksikoloji, klinik toksikoloji, çevre toksikolojisi, endüstri toksikolojisi, adli toksikoloji, analitik toksikoloji ve ekotoksikoloji gibi alt dalları düşünüldüğünde her dalın işlevine göre ayrı ayrı tanımlar getirilmesinin gerekliliği ortaya çıkmaktadır. 

 

16.Yüzyılda Paracelsus’un (1493-1541) zehiri tanımlarken kullandığı “her madde zehirdir. Zehir olmayan madde yoktur; zehir ile ilacı ayıran dozdur” şeklindeki ifade, bugünkü modern toksikolojinin de çıkış noktasıdır. Her kimyasalın doza bağımlı olarak toksik etki gösterebilmesi gerçeği toksikolojinin uğraş konusunu ilaç, kozmetik, tarım ilacı, gıda katkı maddeleri, ev temizlik malzemesi ve endüstriyel kimyasallar olarak çok geniş bir alana yaymaktadır. Bütün bu kimyasallara, organizmaya yabancı anlamına gelen “ksenobiyotik” adı da verilmektedir. 

 

Bu yüzyılın başına kadar kullanılan kimyasalların sayısı birkaç bin ile sınırlı idi. Bu kimyasalların büyük bölümünü de bitkisel, hayvansal ve mineral kaynaklı doğal maddeler oluşturuyordu. 20.yüzyılda organik kimya biliminde dolayısıyla kimya endüstrisindeki hızlı gelişme, kullanılan kimyasalların sayısını hızla arttırmıştır. Bugün büyük bölümü sentetik olmak üzere 80.000’in üzerinde kimysal madde çeşitli amaçlar için kullanılmaktadır. Bu kimyasalların başlıcaları; ilaç aktif maddesi (4.000), ilaç yardımcı maddesi (2.000), kozmetik (3.000), gıda katkı maddesi (2.600), tarım ilacı (1.500) ve endüstriyel kimyasal (48.000) olarak dağılım göstermektedir. Kullanılan kimyasallara her yıl 1.000 yeni kimyasalın eklendiği hesaplanmaktadır. Sayısal artışın yanı sıra miktar olarak da hızlı bir artış söz konusudur. 

 

Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP)’ın verilerine göre Dünya kimyasal madde üretimi 1950 yılında 7 milyon ton iken, bu rakam 1970 yılında 63 milyon tona ve 1985 yılında 250 milyon tona yükselmiştir. Bugün bu rakamın 400 milyon tona ulaştığı tahmin edilmektedir. Kimyasal kullanımındaki bu hızlı artış toplumsal kemofobi olarak adlandırabileceğimiz bir gelişmeyi beraberinde getirmiştir. Kemofobinin oluşmasında kimyasal madde kullanımındaki artışın yanı sıra kimyasalların yol açtığı trajik olayların da rolü büyüktür. 1960’ların başında Talidomit adlı sedatif ilacın yol açtığı 10.000’den fazla malformasyonlu doğum, bu trajik olayların başında gelir.

 

Talidomit faciası boyutunda olmasa dahi ilaçların yol açtığı çok sayıda epidemik olay kimyasallardan korkuyu besleyen önemli faktörler olmuştur. Kimyasalların yarattığı çevre sorunlarının anlaşılması da 1960’lı yıllarda hız kazanmıştır. Rachel Charson’ın 1962 yılında yayınlanan Sessiz Bahar (Silent Spring) isimli kitabı toplumsal kemofobinin oluşmasında önemli etkenlerden biri olarak kabul edilmektedir.

 

Bu kitapta yer alan “insan nesli, Dünya tarihinde bugüne kadar görülmemiş bir şekilde döllenmeden ölüme kadar olan süreçte her an zararlı kimyasalların tehditi altındadır” şeklindeki genellemeler, daha sonraki yıllarda konuya tek yönlü yaklaşımı nedeniyle eleştirilse dahi, kitabın yayınlandığı yıllarda kimyasallara karşı gelişen korkunun önemli bir kaynağı olmuştur. Bir yandan kimyasalların yarattığı tehlikeler diğer taraftan modern yaşamın sürdürülmesinde bunların artan miktarlarda kullanılma gerekliliği kimyasalların  üretim öncesi ve sonrası zararsızlık limitlerini belirleyen bir bilim dalı olarak toksikolojinin önemini arttırmıştır.

 

Bilim ve teknolojide özellikle son 30-40 yılda yaşanan hızlı gelişme toksisite olarak adlandırdığımız, kimyasalların organizmada oluşturduğu hasarın belirlenmesi ve toksisite mekanizmalarının  hücresel, biyokimyasal ve moleküler düzeyde aydınlatılmasında da yardımcı olmuştur. Her gelişen bilim dalı gibi toksikoloji de alt-dallara ayrılarak gelişmesini sürdürmektedir. Uygulama alanları dikkate alındığında bu alt-dallar aşağıda belirtildiği gibi isimlendirilebilir. 

 

 

1. Tanımlayıcı (Deskriptif) Toksikoloji

Deney hayvanlarında yapılan toksisite testlerini kullanarak bir kimyasalın toksikokinetiğini ve toksisite profilini ortaya çıkartan bilim dalı “tanımlayıcı (deskriptif) toksikoloji” olarak adlandırılır. 

 

2. Klinik Toksikoloji

Kimyasal maddeler, ilaçlar ve toksinler tarafından oluşturulan hastalıkların araştırılması, eğitimi, önlenmesi ve tedavisi konularında faaliyet gösteren bilim dalıdır.

 

3. Çevre Toksikolojisi

Su, hava, toprak ve gıdalardaki kimyasal kirletici yükünün hızla arttığının anlaşılması çevre toksikolojisinin önemli bir bilim dalı olması sonucunu getirmiştir. Çevre toksikolojisi çevrede bulunan kimyasal kirleticilerin insan sağlığı üzerinde yaptığı hasarı inceler.

 

4. Endüstri Toksikolojisi

Toksikolojinin işyerlerinde karşılaşılan kimyasallarla ilgili olarak işçi sağlığının korunması konusunda faaliyet gösteren dalıdır. 

 

5. Adli Toksikoloji

Zehirlerin suç unsuru olarak kullanılmaları binlerce yıl öncesine dayanmaktadır. Günümüzde bağımlılık yapan maddeler de dahil olmak üzere adli tıbbın konusuna giren zehirlenme olaylarında adli toksikologlar, analitik toksikoloji yöntemlerini kullanarak vücut sıvı ve dokularında yaptıkları analizler ile adalete ışık tutmaktadırlar.

 

6. Analitik Toksikoloji

Kimyasalların vücut sıvı ve dokularından analizini konu alan bilim dalıdır. Aletli analiz yöntemlerindeki hızlı gelişme çok düşük derişimlerin dahi analizine imkan sağlamıştır. Analitik toksikoloji yöntemleri toksikolojinin tüm alanlarında kullanılan yardımcı yöntemlerdir.

 

7. Ekotoksikoloji

Çevredeki kimyasalların zararı yalnızca insana bağlı değildir. Çevredeki hayvanlar ve bitkiler de bu kimyasallardan zarar görmektedir. Yeni bir dal olan ekotoksikoloji çevredeki kimyasallar ile hayvanlar, bitkiler ve diğer canlılar arasındaki etkileşmeleri zararlı sonuçları yönünden inceler.

x
Aklınıza bir soru mu takıldı ? Siz sorun uzmanlarımız cevap versin!

Semih

(5 yıl önce)

Tşklrrrrrrrrr.

Çiğdem

(5 yıl önce)

 Çevre Toksikolojisi'ni biraz daha açabilir misiniz?

Güvenlik Kodu : 28641

(Güvenlik kodunu bu kutucuğa yazın!)

Bitki Zararlılarının Latince Adları

Bitki Zararlılarının Latince Adları

Bitki Zararlılarının Latince Adları 1 A. Fıstığı ( Pistacia vera ) 2 Abdestbozan ( Poterium spinosum ) 3 Abution ( Abution avicenea ) 4 Acem karabuğdayı ( Polygonum persicaria ) 5 Açık rastık ( Ustilago nudo hordei ) 6 Adi d...

Zirai Don Korunma Yöntemleri

Zirai Don Korunma Yöntemleri

Tarım ürünlerini don olayından korumak için çok çeşitli yöntemler uygulanmaktadır. Her yörenin iklim durumu yapılan tarımın şekli, yetiştirilen bitkinin özelliği ile ilgili tarım işletmesinin imkanları göz önüne alınarak, bu yöntemlerde...

Bordo Bulamacının Hazırlanışı Ve Uygulama

Bordo Bulamacının Hazırlanışı Ve Uygulama

Bordo Bulamacının Hazırlanışı Aşağıda örnek olarak verilen %2’lik bordo bulamacının hazırlanışı esas alınarak %1 ve diğer oranlarda bordo bulamacı hazırlanabilir. %2’lik Bordo Bulamacının Hazırlanışı (1.000 Litre) İçin G...

Bitki Patojeni Virüsler

Bitki Patojeni Virüsler

BİTKİ PATOJENİ VİRUSLER Bakteri filtrelerinden geçebilen, invitro koşullarda geliştirilemeyen, funguslar gibi misel, spor vb yapılar oluşturmayan, çok küçük, obligat parazit organizmalardır. Işık mikroskobunda görülmezler, elektron mikr...

Fungal Organizmaların Taksonomik Sınıflandırılması

Fungal Organizmaların Taksonomik Sınıflandırılması

Organizmaların Taksonomik Sınıflandırılması: Fungi (Fungi) . Dictyosteliomycota . . Dictyosteliomycetes . . . Dictyosteliales . . . . Dictyostelium . . . . . Dictyostelium discoideum . Eumycota . . Ascomycotina . . . Asco...

Organik Tarımda Kullanılan Bitki Koruma Yöntemleri

Organik Tarımda Kullanılan Bitki Koruma Yöntemleri

Bitki Koruma Yöntemleri Organik tarım, kimyasal girdilerin kullanılmadığı, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı tarımsal üretimdir. İnsanoğlunun geleneksel tarımda yoğun şekilde gübre ve pestisit kullanımı sonuc...

Virüslerin Yayılma Yolları

Virüslerin Yayılma Yolları

VİRÜSLERİN YAYILMA YOLLARI Mekaniksel (temas yolu ile) Tohumla Aşı Yoluyla Küskütle (Cuscuta spp.) Vegetatif Çoğalma Materyali İle Toprakla Vektörlerle (virüsü alıp bitkilere taşıyan aracılarla) - Böcekler - Nemat...

KULLANICI GİRİŞİ

Kullanıcı Adınız

Şifreniz

Üye Ol Şifremi Unuttum

SİTE İSTATİSTİKLERİ
  • Konular (4.435)
  • Resimler (5.663)
  • Dokümanlar (1.875)
  • Üyeler (15.829)
WWW.SORHOCAM.COM

Başka yerde arama, tarıma dair aradığınız her ne varsa burada! Tarım Haberleri, bitki hastalıkları, zararlıları, gübreleme, ilaçlama ve daha fazlası...